Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Invalid argument supplied for foreach() in [path]\includes\class_postbit_alt.php(474) : eval()'d code on line 92

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [path]\includes\class_core.php:3277) in [path]\external.php on line 865

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [path]\includes\class_core.php:3277) in [path]\external.php on line 865

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [path]\includes\class_core.php:3277) in [path]\external.php on line 865

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [path]\includes\class_core.php:3277) in [path]\external.php on line 865

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at [path]\includes\class_core.php:3277) in [path]\external.php on line 865
<![CDATA[Gülfeşan]]> http://www.gulfesan.com/ tr Tue, 07 Sep 2010 23:36:07 GMT vBulletin 1000 http://www.gulfesan.com/milon-4/misc/rss.jpg <![CDATA[Gülfeşan]]> http://www.gulfesan.com/ <![CDATA[''Efendim]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17247&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 20:41:56 GMT Resim: http://2.bp.blogspot.com/_GeWIQfeCWmQ/TEJ-Smwbm8I/AAAAAAAAAyM/dw_i-pNmUNw/s400/be36403f2fdfa849a1b4419d7230cf8e_1272921893%5B1%5D.jpg ...
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

Sems-i Tebrizi Hazretlerine bir kimse gelip:

''Efendim! Marifeti bana anlatir misiniz?'' dedi. O da:

''Bir gonul ki, Allahu Teala'nin muhabbetiyle yanip, onunla hayat buluyorsa, bu marifettir.'' buyurdu.

Soruyu soran; ''Peki, ben ne yaparsam bu marifeti elde edebilirim?'' diye tekrar sordu. Cevap soyleydi:

''Nefsani arzu ve dunyevi sevgileri terk edeceksin. Cunku Allah Teala ile kul arasindaki perde, kisinin kendi nefsidir. Allah Teala'ya vasil olmasina mani olacak sey dort tanedir: Sehvet, mal, cok yemek ve makam, begenilme dusuncesi ve gurur. Iste bu dort sey, kulun Cenab-i Hakk'a ulasmasina manidir'' buyurdu.

Insanlara bakinca en cok bu dort seye duskunlugu, fazlasiyla gormek mumkun. Ancak niyet cok onemli, istemeyi bilmek cok onemli, neyi, nasil istedigini bilmek cok onemli...
Allah herkese marifeti nasip etsin insallah.
Aslinda oyle bir lezzet ki bu tadina doyulmaz...
Oyle bir hasret ki bu tatli tatli yakar yuregi...
Oyle bir nimet ki bu kiymeti bilinmez...
Oyle bir kismet ki bu herkese nasip olmaz...

Ya Rabb! Yalvaririm marifetinle nasiplendir bu aciz kullarini...Senin rahmetinle sondur icimizde ki yanginlari, savur kullerini gozle gorulmeyecek uzaklara, Ya Rabb! Birakma bizi bize ne olur? amin
.
]]>
efraiil http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17247
<![CDATA[Ararım...]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17246&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 20:37:18 GMT Resim: http://www.resimbank.org/image-1955_4A4C89DC.jpg http://www.fileden.com/files/2008/9/27/2117920/omer%20karaoglu%20ararim.mp3 ...
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]






Ararım



Zincirlere güvenmeniz boşuna

Aşkın tarifini bilmez bir bomba

Ölümler doldurun gök boşluğuna

Ölümü kül eden ahı ararım





Söyleme sırların üşür ellerim

Aşk çeşmesi gözlerinde kanarım

Kaldır dağı, arasına koy beni

Ah edersem yansın benim her yanım





O yar beni anlamasın isterse

Saçlarımı ırmaklara salarım

Uzuyor önümde aşk kervanları

Ben içimden geçen oku ararım





Söyleme sırların üşür ellerim

Aşk çeşmesi gözlerinde kanarım

Kaldır dağı, arasına koy beni

Ah edersem yansın benim her yanım
]]>
Ezgi Dinletileri Yaren-i Hüzün http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17246
<![CDATA[Benİm kalbİm temİz dİyenlere...]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17245&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 20:28:10 GMT
BENİM KALBİM TEMİZ


Bazı kardeşlerimiz, kalp temizliğini sadece, insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek, yahut yardımsever olmak gibi çok basit bir mânâda anlıyorlar.

Bununla da kalmayıp, insanlara iyi davranmakla, Allah?a ibadet mükellefiyetinden kurtulduklarını zannediyorlar. Bu, şeytanın bir desisesi, nefsin bir oyunudur.

[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]


Bu kişiler namaz kılan, ibadet eden bir mü?minin günlük hayatında İslâm?ın ruhuna ters düşen ve diğer insanlara zarar veren bir takım noktalar tespit ediyorlar. Bunları öne sürüyor ve ?Bu adam namaz kılıyor ama, şu hataları da işliyor, ben ise, onun düştüğü hatalara düşmüyorum. çünkü benim kalbim temiz!? diyerek kendi ibadetsizliklerine, onun kusurlarında bir özür kapısı bulmaya çalışıyorlar.


Bu tip yanlış değerlendirmeler sadece namaz kılmayanlara mahsus değil. Namaz kılan bir mü?min de İslâm?ın diğer emirlerini kendisinden daha iyi yerine getiren bir kardeşi hakkında benzer şeyler söyleyebiliyor.

Hidayet rehberimiz, Peygamber Efendimiz?den (asm) bir Hadis-i Şerif:

?İlk kez bir günah işlendiği zaman kalpte bir kara leke hâsıl olur. Eğer sahibi pişman olur tövbe, istiğfar ederse kalp yine parlar.?

Bu Hadis-i Şerif?den temiz ve selim kalbin, ancak günahlardan salim olan ve isyanlarla kararmamış bir kalp olabileceğini öğreniyoruz.


Farzlar te?vil kaldırmaz. Onlarda yanlış yorum yapmaya ve hakikatı saptırmaya kimsenin hakkı yoktur. Allah emretmiş, Resulûllah (asm) da bu emrin nasıl yerine getirileceğini bir ömür boyu mü?minlere öğretmiş, tâlim etmiş. Asr-ı Saadeti takip eden bütün asırlarda bu emirler aynen tatbik edilmiş. Her taraf câmilerle, mescidlerle, medreselerle, tekkelerle dolup taşmış. Derken âhirzamana gelinmiş. Dünyaya dalma, dinden uzaklaşma, sefahatta boğulma, menfaat peşinde koşma devri gelip çatmış. İbadet terkedilmiş, ilim bir yana atılmış, irfandan uzaklaşılmış. Bu bozuk atmosferde, nasıl olmuşsa olmuş, yeni bir grup çıkmış ortaya: Kalbi Temizler Ekolü.


Bunlar ondört asrın bütün mü?minlerine ters bir caddede yürümeye başlamışlar. Bu ekolün mensupları, kendi haklarında, tevbe kapısını âdetâ kapamışlar. Ben senin kalbine nasıl bakayım? Kalp manevî olduğu gibi, onun hassaları, lâtifeleri de manevî. Bunlar tezahür olmadan, açığa vurulmadan nasıl bilinebilir!?


Karşınızda açlıktan inleyen bir zavallı. Ve yanıbaşında para küpü denecek kadar zengin biri. Niçin bu adama yardım etmiyorsun diyecek oluyorsunuz:

"Yardım etmediğime bakma, benim kalbim şefkat dolu, merhamet dolu?? diye karşılık veriyor size.

Şefkat ve merhamet, kalbe ait güzellikler. Ama onlar, fukaraya serilen sofrada, yahut verilen sadakada kendini gösterir.


Takva, kalbe ait bir başka güzellik, bir başka kemâl. O da, günahlardan uzak kalmakla ortaya çıkar, bilinir.

İmanın da bir tezahürü vardır. Kişinin kalbindeki imanını diliyle de ifade etmesi gerekir. İman ancak böylece sahih olur. Dilden şehadet olarak dökülmeyen bir imanın varlığına nasıl hükmedilebilir?


Kalbin, Allah?ın emirlerine karşı itaatkâr olması da bir başka güzelliktir. Bu güzelliğin tezahürü, belirtisi, nişanesi, ispatı ise ibadettir.

Bir insan, namaz kıldığı halde nefsini yenememişse, işlerini Rabbinin emirlerine göre tanzim etmiyorsa, bu adam namazın hakikatına erememiştir. Ama o kul, bu hatasını namazı terkederek tedavi edecek değildir. Bunun yolu yine namazdan geçer.



Mizanda, zerre kadar iyilik de kötülük de tartılacak. Biz, ?kalbimiz temiz? diyerek nefsimizi baş köşeye oturtup başkalarının günahlarına bakacağımıza, kendi noksanlarımızla ilgilensek ve onları tamamlamaya gayret göstersek o gün daha kârlı çıkarız. Biz o âlemde, başkalarının hatası nispetinde değil, kendi sevabımız miktarınca derece alacağız. Başkasının noksanlığı bizi yükseltmeyecek. Bu dünyada bile onun misâllerini yaşamıyor muyuz!?.. Bir meyveye elimiz erişmediği zaman, ayağımızın altına birşeyler koyuyor ve ona ulaşıyoruz. Yoksa, boyu bizden daha kısa olanlara bakmakla midemize birşeyler gitmiyor.

GÖNÜL DOSTLARI
]]>
efraiil http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17245
<![CDATA[Dilimdeki en tatlı söz, Senin]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17244&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 20:18:37 GMT
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

Allahım!
Kalbimdeki en iyi armağanın Sana olan umudumdur.

Dilimdeki en tatlı söz, Senin şükranındır

ve en çok sevdiğim saatler, Sana kavuştuğum andır.
Allahım!

Seni hatırlamadan ben bu dünyaya tahammül edemem.

Seni hatırlamadan, öbür dünyaya nasıl tahammül edeyim?!

Rabiatül-Adeviye
]]>
Dualar efraiil http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17244
<![CDATA[İlahi ikaz...]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17243&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 20:11:46 GMT
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]



Aşık Uslu söz ver, kanma şer nefisine,
Özünü sadık tut, gitme yol tersine,
İlahi aşka koş, yandırsın gül sine.
Sohbeti bal eyle, laf etme aksine.

NE MUTLU nefsİNİN KENDİSİNE NE FISILDADIĞINI FARK EDİP ,ONA UYMAYANLARA
]]>
efraiil http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17243
<![CDATA[Fon Arıyorum]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17242&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 16:05:08 GMT
Selamünaleyküm;

Ben Nilüfer'in Çok Uzaklardasın şarkısının fon müziğini arıyorum ve kayahanın Aşk Hikayesi acaba arşivinde olanınız varmıdır benimle paylaşabilirmisiniz?

Hayırlı iftarlar selam ve dua ile
]]>
Enstrümental Müzik Dinletileri http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17242
<![CDATA[Kereviz Salatası]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17241&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 13:04:31 GMT Resim: http://www.yemekservisim.net/salatalar/resimler/kereviz_salatasi.jpg Malzemeler2 orta boy kereviz 1 limon suyu 3 yemek...
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]



Malzemeler2 orta boy kereviz
1 limon suyu
3 yemek kaşığı yoğurt(katı olacak)
3 yemek kaşığı mayonez
Yarım su bardağı çekilmiş ceviz
1-2 diş sarımsak
1 çay kaşığı tuz


Hazırlanışı
Kerevizleri hızlı bir şekilde rendeleyip bir kaba alalım. Kararmaması için üzerine hemen limon suyunu ve tuzu ekleyip, biraz ovalıyalım. Elimizle suyunu sıkarak başka bir kaba alalım ve üzerine yoğurt, mayonez, ezilmiş sarımsak ve ceviz ilave edip, karıştıralım. (yoğurt, mayonez ve ceviz miktarları isteğe göre ayarlanabilir)
]]>
Yemek Kültürü ve Tarifleri BERRANA http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17241
La Serennisima http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17240&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 13:01:43 GMT http://dc265.4shared.com/img/378976622/bcb376b3/dlink__2Fdownload_2FH8ssmoRD_3Ftsid_3D20100907-083544-44729820/preview.mp3
]]>
Enstrümental Müzik Dinletileri http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17240
<![CDATA[Sevgiliye Mektuplar Cemil Meriç'ten Lamia Hanıma]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17239&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 09:39:10 GMT
SEVGİLİYE MEKTUPLAR Cemil Meriç'ten Lamia Hanıma

13 Aralık 1966
TESELLİLERİN EN HAZİNİ

Önce mektupların, sonra da sesin beni tekrar hayata kavuşturdu, şimdi çelik gibiyim. Pazar günü yabancıların kuşattığı bir düşman kalesi gibiydim, sensizdim.
Sevgiliyi başkalarında aramak, tesellilerin en hazini. Tatsız tartışmalarla geçen bir gece. Sis, soğuk,uykusuzluk ve hepsinden zoru seninle başbaşa kalamamak. Kabus geçdi.

Canım benim. Mezardan fırlamam için sesini duymam kafi. Ölüm, yaşamak istememek. Hastalık, ruhun isyanı.

Paris sen yokken rüyalarımın şehriydi, şimdi Paris'im sensin, bütün ışıkları, bütün cazibesi, bütün büyüsüyle Paris. Yalnız Paris mi? Teninde çöllerin alevi, teninde çöl akşamlarının serinliği. Paris bir kartpostal kadar cansız, soluk, soğuk. Yalnız sen yaşıyorsun, yalnız sende yaşıyorum. Seninle, senin için yaşıyorum, seni yaşıyorum.
Senin yanında bütün kadınlar gazete kağıdından kırpılmış gibi düz, sığ, ruhsuz ve manasız...Sen aşkın ta kendisisin canım benim, kadının ta kendisisin. Bütün kuvvetin oradan geliyor. Tabiat kadar tabiisin. Ve bir busende bütünün var, bütünün yani rüyaları, özleyişleri, çırpınışları, hummaları, şefkatleriyle bütün kadınlık.
Her zerren yaşıyor. Sen bitmeyen tek kitap, eskimeyen tek şiir.

Cemil MERİÇ...

]]>
SIR__82 http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17239
<![CDATA[Parcalanırım Yüreqimde Bak Her Zerrem Ayrı Yerlerde...]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17238&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 07:45:16 GMT
Sevdansız geçen herdakikaya kaç günah adadım ben.. Kaç kez yıktım kendi ellerimle kurduğum şehirleri,kaç kez pes ettim son raundlarda.. Her bitişimin ardından kaç başlangıç geldide ittim ben elimin tersiyle.. Tertemiz gökleri koydum hayallerine.. Ağzıma almadım sensizliği.. Yüreqime koymadım.. Ve kaçkez inandırdım senin siyah sevdana benim pembe sevdamı.. Olmadı cantanem olmadı...


Her rüyada gerçek payı var derlerdi.. her rüyada.. Dün yatağıma yattım hayalinle.. Sımsıkı sarıldım.. "Uyudum-uyanamadım" Başlamadan bitti rüyam.. Ne eğrisi ne doğrusu,hepsini aldı götürdü benden...

Bir tek benimdi yüreğin hani.. Hani gitmezdin ellere,bırakmazdın beni,bırakamazdın.. Çok seviyordun,unutamazdın..
Yoktu gücün bir sevdaya daha,ilk ve sondum hani.. hani,hani,hanii....
Gücü olmayan adam arkasına bile bakmadan gitti bak.. Yüreğimi acıta acıta,kırıklarıma basa basa ellere gitti..
Ne farkeder şimdi sensiz hayat ha yaşamak,ha ölüm...
Üstü kapalı yalnızlığımı kanattın sen gidişinle.. Başkalarında duydum unutulduğumu..
Alışığım ben unutulmaya bilirsin.. Ama ,insanı en çok sevdiği unutunca acırmış yüreği..
Çok acıttığında öğrendim...

Ve biz sevgili,biz bir tuvaldeki iki uyumlu renk olamadık.. Sen bana tez ben sana.. Ressamın bir dokunuşuydu benim yüreqimdeki mutluluk.. Belki boya adiydi bilemedim.. Acıdı yürek,acıttı.. Hiç düzelmediki zaten.. Hep bir taş yollara,hep geçilecek engebe.. Olmadı cantanem hiç bir zaman olmadı...
Beklenmeyen gidişinle birdaha toplanmamak üzere dağılıyorum sevgili.. Çıkmıyor yüreğimin dışına,kendi içimde dağılıyorum.. Dokunmuyor sana,acıtmıyor..
Yüreğin bir tek benimdi sevgili,öyle sandım...
Yalnızlığımın katsayısını sayacak gücümde yok zaten..
Olmadı cantanem olmadı..
Yüreğin benim olamadı..

HoşçakaL...


alıntı
]]>
gulush http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17238
Gönülsüz http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17237&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 07:43:50 GMT
Gönülsüz kelimeler düşer ya bazen dudaklarımızdan işte öyle bir kelime bu da, ? gidiyorum!?
Aslında karşı gönlün en derinine kök salmış olmayı isterken, gözlerimizi indirip yere biraz toz biraz toprak arasından, belki içimizden akan isyanın hızından kuvvetlice dökülen sadece bir tek kelime : Gidiyorum.

kulaklar kabullenemesin, isyan etsin ?gitme? desin diye bekleyen yüreğimizin belki vicdansız çırpınışlarıdır bu ama dil her zaman gönülden konuşmaz maalesef.

Dil; bazen gönlün her istediğinin tersine akar, tersine koşar, aksine eser ?. Her şeyi geride bırakıp uzaklaşmak isteyenlerin değil de kalmak istediğini söyleyemeyen aşkların cümlesidir bazen ?Ben gidiyorum?. Sevgili, ?Kal? desin diye bir yakarıştır aslında veda etmekten öte.

Ancak çocuklar arsızca ağlarlar istedikleri şeylere sahip olmak, paylaşmamak ve bırakmamak için. Büyükler ise hemen yanı başlarında ?ayıp, ağlama!?diye azarlamakla meşguldür bu arada. Büyük aşklar da böyledir işte, ayıp diye ağlamazlar, ağlayamazlar kapınızda. İstemediklerinden değil?Öğrendikleri arasında olmadığından bir şekilde.

Gönül, ?Sen git ben kalıyorum? diyebilir mi bedene? Bazen demese bile kalıverir, beden ise giderken kansız cansız bir iki adımdan ibarettir o kadar. Ruh takılmıştır, durağın ilerisi ötesi bir sonraki yoktur, olmayacaktır. Beden ne bilebilir ve ne kadar varolabilir ki içi boşalmışken. İlla bir yerlerde kendini gömmeye uğraşıyordur hatıraların altına. Ruh ise, bedeni terk ettiği son durakta; tam olarak yüreğine saplandığı bedenin üst sol ortasında atıp duruyordur bir başına ?

Arsız olmak gerek bazen, çocuk rahatlığında. Ağlamak, bağırmak, tepinmek belki. Hatta belki paçalarına yapışıp sürüklenmek?
Karşı tarafı mecbur etmek, gönülden Kal demesini beklemeye gerek duymamak olsa da aslı eylemin, sonucu belki de Kal! kelimesini duyduracaktır kulaklarımıza. .

Veya sadece ?Gidiyorum? demeden önce ? Kalayım mı?? diye sormak.

Veya, sadece ?Gidiyorum? demek...



alıntı
]]>
gulush http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17237
<![CDATA[Meğer Ne Çokmuşsun Bende..]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17236&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 07:42:38 GMT
içimdeki onca kalabalığa rağmen yalnızım...Meğer ne çokmuşsun bende.Sen gittiğini sandın değil mi?Ben de öyle sanmıştım...Ama hayır...Her şeyinle kalmışsın giden sadece bedenin olmuş.Ruhun bende kalmış gözlerin bende...Hasretin bende kalmış özlemin bende...Sen bende kalmışsın ben yalnızlığın içinde...


Gözlerinin karasında şimdi gecelerim...Susuşlarının sessizliğinde hayallerim...Sessiz çığlıklar biriktiriyor yüreğim...Yağmura inat akıyor gözyaşlarım...Engel olamıyorum engel olmak istemiyorum.Yüreğimdeki bulutların resmidir onlar.Onlar katıksız bir sevdanın isimsiz şahitleridir.Dokunamam ki onlara...Onlar bana senden tek hatıra.


Yağmur yağıyor bugün yine.Yüreğimin en kuytu köşelerine vuruyor damlaları...Sen de böyle bir günde gitmiştin...Yine yağmur yağıyordu yağmura karışıyordu gözyaşlarım.Sen anlamıyordun sevgili...Yüreğimden akanları yağmur sanıyordun.Bir sevda daha yağmura karışıyordu ve damla damla eriyordu aşk...Gözlerimizin önünde bir bitiş sahneleniyordu ve son perdeyi oynuyorduk ikimiz.Peki ama neden bu kadar zordu "Hoşçakal" demek?Zordu ; çünkü senden sonra "Hoşça" kalmak mümkün müydü sevgili mümkün müydü?..
Sen yüreğimde yüreğim avuçlarımda şimdi.Yaşanmamış zamanlar can çekişen umutlar kaldı bu sevdadan geriye...
Şimdi gitmelerin ve bitmelerin mevsimi...Yüreğimi alıp gidiyorum ben de.Yalnızlığımı da yoldaş yapıyorum kendime...Nereye mi?Yağmurların hiç durmadan yağdığı en uzak sahillere...Belki belki oralarda bu sevdanın şahitleri yağmura anlatırlar sevdamı benim sana anlatamadıklarımı



alıntı..
]]>
gulush http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17236
<![CDATA[KPSS İptal Oldu]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17235&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 06:13:15 GMT
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 26 Eylül 2010'da yapılacak ortaöğretim ve lisans mezunlarına yönelik Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ile 18-19 Eylülde gerçekleştirilecek Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı (TUS) erteledi.

Alınan bilgiye göre, sınavların ertelenmesine, ''11 Temmuz 2010'da lisans mezunlarına yönelik yapılan KPSS'de sınav sorularının çalındığı ve kopya çekildiği'' yönündeki iddialar nedeniyle kamuoyunda oluşan endişeleri giderilmesi neden gösterildi.

Bu çerçevede, 26 Eylülde ortaöğretim ve önlisans mezunları ile bu öğrenim düzeylerinden mezun olabilecekler için yapılacak 2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans sınavı ile 18-19 Eylülde gerçekleştirilecek TUS ertelendi.

Yetkililer, bu sınavların ertelenmesi nedeniyle diğer sınavların düzenlenme ve başvuru tarihlerinde de değişiklik olacağını belirtti.

Konuya ilişkin resmi açıklamanın bugün yapılacağı bildirildi.

Haber Kaynağı: Haber7
]]>
http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17235
<![CDATA[Mutluluk Nerde Saklı? Merak Ediyorsanız.....‏]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17234&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 03:34:37 GMT
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]


İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş hep şikayetçi, hep bıkkınmış.

bir gün melekler, mutluluğu saklamaya karar vermişler.

saklayalım zor bulsunlar...

zor buldukları için belki kıymetini bilirler.

diyerek başlamışlar tartışmaya...

sorun büyükmüş...

kimisi:

?everestin tepesine saklayalım? demiş, kimisi ? atlas okyanusun dibine? demiş.

tac mahalin kubbesi,mekke sokakları,italyan sofrası...

bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı,şarap şişesi...

sigara paketi,lale bahçesi...

pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş.

derken meleklerden biri;

?İÇLERİNE SAKLAYALIM? demiş...

?kimsenin aklına gelmez ki içine bakmak!!!?

işte o gün bugündür mutluluk insanın içinde saklıymış...

hiç bir mutluluk kolay bulunmuyor.
kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...

emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...

ne başkasın ekmeğinde, ne başkasın evinde, ne de başka bir şeyde...[


?BU YÜZDEN GÖZÜNÜZ HEP İÇERDE OLSUN?...


(((( mutluluğumuzun kıymetini bilenlerden oluruz inşlh her daim )))) . . .
]]>
Serbest Kürsü ebutaha http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17234
<![CDATA[Filistin için Kabe İmamı Sheikh Sudais'ten Dua]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17233&goto=newpost Tue, 07 Sep 2010 00:14:22 GMT


Cuma hutbesinde "Amin" deme şansına erişmiştim, oradayken anlamını çat pat anladığımız şeye gönülden amin deyişimiz başkaydı.

Rabbimizden başka güvencemiz yok...


]]>
Dualar http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17233
Neyi Sevdim? * http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17232&goto=newpost Mon, 06 Sep 2010 22:40:58 GMT
(Blogumdan kopyala yapıştır olduğu için bazı isimleri tanımayabilirsiniz, iştirak edebilirsiniz :) )

* Bunu Sevdim'i takip ettiğimi bilirsiniz, onun sevdiği şeyleri anlatması bana çok keyif veriyordu. Bende bundan ötürü böyle bi başlık açmak istedim. Bence herkes yazmalı (:


[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]


- Allah'ı... Beni yaratmayı önemsediği için, İslam gibi bi mührü içime saldığı için.(içini dolduran şeyleri yazmıyorum bile)


- Sevgilimi, eşimi, yol arkadaşımı.

- Ailemi.

- Evimi.

- Daima bir kuş sürüsü geçecekmiş gibi yaşadığım hayatı.

- Dedemi ve elif cüzü öğretme şeklini.

- Bisiklet yaralarını, en kutsal çocukluk yarasıymış, bisiklet yaralarının can yakmadığını öğrendiğim günü anımsıyorum da...

- Portakal ve türü ağaçları sevdim ve üzerine konan kuşları.

- Horoz şekerini (: Önceden kalaycı gibi amcalar vardı dolaşırlardı, şerbet, horoz ve elma şekeri verirlerdi bişeyler karşılığında. Para icat olunmamış gibi hissederdim.

- Küçük Prens'i.

- Ceviz toplamayı (:


[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

- Kedileri

- Kreması bol kahveyi ve zerdalilerde geçen "fincana kahve koydum gel!" kısmını.

- MP3 player; kesinlikle hayatımda olan en güzel şeylerden biri.

- Albeni.

- Dost edinmeyi.

- Ekip başı gibi herkesi toparlamayı, kahkahaların ve gerektiğinde gözyaşlarının ilk adresi olmayı.

- Aşık olmayı.

- Kartal AİHL'yi.

- Cahit Zarifoğlu'nun Yaşamak'ını.

- Okul dergilerinde editör olmayı (:

- Candost/lar/la bağdaş kurmayı ve dersi kırıp kütüphanede takılan tek nesil olmayı (:

- Kitapları.

- Gülümseyen insanları. O kadar güzel oluyorlarki.

- Asımın Neslini.

- Pamuk Şekeri, hatta eve pamuk şeker makinesi almayı bile düşündük/düşünüyoruz(:

- Nevresim Takımı almayı.

- Yeni Camii ve önündeki güvercinleri ve içinde kıldığım güzel ikindileri.

- Mimar Sinan?ın kattıklarıyla İstanbul'u!

- Bütün masum ortadoğu ülkelerini.

- Kore Filmlerini ve çekik gözlü insanları.

- Küçükken gecelerin efendisi, diye bi radyo yayını vardı, onu dinlerken sevdiğimiz şarkı çıkınca Büşrayla çağrılaşmamızı (: çocuktuk [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

- Gülbeşekerle balkondan balkona haberleşme aracı olarak kullandığımız flütü sevdim:)

- Ceyhun Yılmaz'ın Hobby Şampuan Show zamanını, Arıza, Serdar ve Muzoyu.

- Yılmaz Erdoğan'ın yeni sigara içmiş gibi olan ses tonunu.

- Feridun Düzağaç, Ezginin Günlüğü, Kazım Koyuncu, Emre Aydın ve Yeni Türkü'nün güzel şarkılarını.

- Kadıköy Alkım'ı ve Yazı Kafeyi.

- "Sadece biraz hayatsız kalmıştım, büyüyünce geçti!" dizesini.

- Kasımpatıları ve laleleri ve tabi onlara sahiplik eden "kasım ve nisan"ı


[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

- Çocukları uzaktan ve hayretle ve tebessümle izlemeyi.

- Baloncuk çıkardığım günleri ve gökyüzünü.

- Babamla yaptığımız en keyifli şeylerden olan uçurtmayı.

- Düşler Sokağını bağırarak söylemeyi.

- Ömer Karaoğlu'nun Tohum ezgisini arabamızda la ilahe illallah kısmı

geldiğinde ses yükselterek bağırarak söylemeyi.





- Pandamızı. Kango arabımız vardı. Evlendiğimizde kendi arabamız dururken başka arabayı süslemeyi gereksiz bulduğumuz için onu süslemiştik, düğünden sonra eşim ?"süsledik panda gibi sevimli oldu" demişti (: baya gülmüştük, o gün bugündür bütün arabalar bize panda.

- Mekke ve Medine de geçen güzel günlerimizi.

- Cici bebeyi(:

- Cam önüne bağdaş kurmayı.

- Yağmurdan sonra gelen toprak kokusunu ve bebek kokusunu.

- "ürker tenhalığım"cümlesini.

- Miniciğimi.


[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

- Beykoz'u ve kuş sürülerini.

- Kuzguncuk'u.(ismi bile sevimli)

- Dilruba kır kahvesini.

- Mustafa Kutlu okurken, sanki sesini ve gülüşünü duyuyormuş gibi olmayı.

- Bat.

- Mısır Patlatması.

- Çekirdek, tadım olmalı.

- Mado ve Roma dondurmacısını.

- Niğde Gazozunu.

- Dalından kopartarak yediğim ve yiyeceğim fındıkları.

- Annemle çay içmeyi?

- Annemin ben odamdayken bana çağrı atarak çayımı tazele vs. demek istemesi (:

- Lan Kanka demeye üşenerek Lanka ismini buluşumu ve bu ismin sahibini.

-[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] içten tariflerini.

- Belgesel kanalları ve Ayna!

- Saraybosna ve Şam(bknz; gitmeden sevilen şehirler [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] )

- Küçükken günlük şimdiyse blog olan yazma isteği.

- Şemsiyeleri ve gökkuşağını.

- Converse.

- Balonları.

- Twitter'ı ve Gmail'i.
]]>
http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17232
<![CDATA[Zeyd'in Gözleri ( Mustafa Cihat)]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17231&goto=newpost Mon, 06 Sep 2010 21:15:19 GMT





Aşk?ına yandığı inci gözlerini gördü Zeyd?in gözleri..
O an geçti, Anadan-Babadan-Yârdan..
Taif?te ve Akabe?de sımsıkı tuttu ellerini..
Heyhat olamadık Zeyd?in gözleri ve elleri..

Zeytin siyahıydı Zeyd?in gözleri,
Doyamazdı Sana bakmaya Ey Nebi..
Heyhat olamadık Zeyd?in gözleri,
Bakamadık Sana bir kez Sevgili, Sevgili..

Adım atacak hâl Kalmaz bende görürsem Sen?i..
Ne olur bir kez göreyim Düş?üm de Sen?i..

Altın beyazıydı Zeyd?in elleri,
Kıyamazdı elin tutmaya Ey Nebi..
Heyhat olamadık Zeyd?in elleri,
Tutamadık bir kez Nazlı Sevgili, Sevgili..
]]>
Yaren-i Hüzün http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17231
Birbirimizin Kadrini Bilelim http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17230&goto=newpost Mon, 06 Sep 2010 19:59:48 GMT
Gel de birbirimizin kadrini bilelim; çünkü ansızın ayrılacağız birbirimizden.Madem ki inanan, inanç sahibinin aynasıdır, madem ki bu böyle, ne diye aynadan yüz çeviriyoruz?


Ulular,dosta can feda ederler.


Kul Hüvellah?ları Kul euzu?leri ne diye birbirimizi sevmek için okuyup üflemeyiz ?


Garezler dostluğu karartır,ne diye gönülden söküp atmayız, sürüp çıkarmayız garezleri ?


Bazı bazı ben öleceğim diye gönlüm hoşlaşıyor. Ne diye ölüye taparız;neden birbirimizin canına düşman kesiliriz ki ?


Ölümünden sonra biliyorum uzlaşacaksın, barışacaksın bizimle ; fakat bir ömür boyu gamınla sınanıp duruyoruz biz.


Şimdi öldüm say da barış benimle ; zaten teslim oluşta ölülere benzeriz biz.


Mezarımı öpmek istiyorsun ; neysek gene oyuz biz; gel de yüzümü öp şimdi.


Ölü gibi sus a gönül ; zaten bu dil yüzünden varlıkla töhmetliyiz biz.


Hz. Mevlana
]]>
efraiil http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17230
Andre Gide - Pastoral Senfoni http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17229&goto=newpost Mon, 06 Sep 2010 19:31:05 GMT
[Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...]

Şeytan bizi aşkın olmadığı yerde yakalar, orada ele geçirir. Tanrım! Kalbimde aşka ait olmayan ne varsa al benden...

***

Bazı ruhlar mutluluğa karşı çıkar, onların mutlu olma yetenekleri yoktur, mutluluğu yaşamayı beceremezler...

***

Eğer aşka bir sınır koyulmuşsa, biliyorum ki Tanrım; bunu sen değil insanoğlu yapmıştır.

***

Beni kendimden uzaklaştıracak bütün uğraşlar için şükürler olsun...

***

Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyorum.

***

Klasik bir Andre Gide kitabı, birkaç cümle yazdım kitaptan. Buket Yılmaz çevirmiş Fransızca'dan. Çeviriyi kaliteli buldum doğrusu. Söylemeden geçemeyeceğim, bu yazar, kendisini okuduktan sonra içimde çok garip hisler bırakıyor. Böyle kırgın, sıkılgan, midemin tam üstünde bir ağrı... :)
]]>
Tavsiye Kitaplar ve Dergiler tsippora http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17229
<![CDATA[Tevhid Ve Adalet Ölçeğinde Bir Siyaset Üretmek!]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17227&goto=newpost Mon, 06 Sep 2010 14:25:21 GMT
Modernizmin elinde şekillenen insan giderek dini değerlerinden arınarak profan bir birey olmayı ve ardından profan bir toplum oluşturmayı kendine ilke edinmiştir. Ama profan toplum oluştururken dini direkt olarak bir kenara koymaktansa seküler mantık içinde yapılanmaya gitmektedir. Yani din dışı toplumu varederken laik bir yaşamı kendine dayanak yaparak yolunu aydınlatmaktadır. Dünya teknik anlamda hızla ilerlerken toplumlar çok hızlı değişimler geçirmektedir. Tiranlar bu hızlı değşimi kendi lehlerinde kullanabilmek için herzamankinden daha fazla manipülasyona ve makyaja ihtiyaç duymaktadır. Eski askeri diktatörlükle toplumları kontrol altında tutan devletler yerini şimdilerde hazcılık, demokrasi, tüketim kültürü ve hümanizm putuyla kontrol altında tutmaktadır. Artık tiranların siyaset anlayışı değişmektedir. Müslümanlar bu değişimin karşısında nerde durmalıdır? Bu soru son referandum süreciyle birlikte düşünüldüğünde önem arzetmektedir. Tiranların baskıcı sistemlerden bir nebze arınıp vatandaşa kısmi haklarını iade etmesini özgürlük naralarıyla karşılamak dar bir kafesin içinde yaşayan bireyin kafesinin biraz daha genişletilmesine duyduğu sevinç gibi absürt ve anlamsızdır. Zira birey hala o kafesin içerisindedir ve hala köledir. Peygamberler tevhid mücadelesinde küfürle uzlaşı içerisinde olmamıştır. Çok açıkça ve alenen ?leküm diyniküm veliye diyn? restleşmesiyle kendi tevhidi çizgisini takip etmiştir. Tiranlar, vatandaşa kısmi haklarını iade ettiğinde onları biraz daha dumura uğratmış olmak adına yapmaktadır. Daha tepkisiz bir toplum ve mücadele arzularından sıyrılmış var güçleriyle tiranlığın amacına hizmet eden bir toplum inşa etmek adına haklar verilmiştir. Eğer ki birey tüm bu kısmi hak iadelerine karşın tevhidi duruşundan vazgeçmez ve uzlaşıyı reddederse sistem aynı eski diktatör yüzünü ve hatta daha fazlasını göstermekten geri durmayacaktır. Bugün referandum süreci içinde, içinde sistemin safına geçip evet demeyi adalet; hayır demeyi zulme ortak olma sayanlar bilmelidirler ki sistem hala dini dünyevi hayatın dışına iten, kent dindarlığını pekiştiren ve dinin hayata kısmen dahi müdahalesini kabul etmeyen sistemdir. Dini yalnızca kültür olarak görüp cihad, tağut, mücadele, kafir, zalim, müşrik kavramlarını inançlardan soyutlayıp yerine demokrasi, hümanizm ve sekülerizmi inşa eden sistemdir. Böyle bir sistemin içinde referanduma evet diyerek mevzi kazandıklarını zannedenler kendi mevzilerini bir bir sisteme teslim edenlerdir. Allah, yeryüzünde din Allah?ın oluncaya kadar batıl sistemlerle taviz verilmeden mücadele etmeyi emreder. Batıl sistemlerin zaman zaman uzlaşı isteyeceklerini hatırlatır ve uzlaşıya kesinkes karşı çıkar (68/9). Kimi müslümanlar referandumu hudeybiye antlaşması gibi görmekte ve bu antlaşmaya benzetmektedir. Oysa hudeybiye antlaşmasında müşrikler müslümanları ilk defa bir siyasi otorite ve taraf olarak kabul etmişlerdir. Oysa bugün müslüman camialar kendine dönüp bakmalıdırlar sistem müslümanları bir güç, otorite, taraf olarak görmemektedir. Doğrusu müslümanlarda sistemi sarsacak bir otorite ve güç değillerdir zaten. Öyleyse kendi gerçekliklerinden uzak kendilerine değer katarak işi haklı kılmaya gerek yoktur. Referanduma ?evet? ya da ?hayır? müslümanları ilgilendiren bir durum değildir. Çünkü sistemin makyajı değişmektedir sistem aynı sistem olarak devam etmektedir. Ben Ebu Cehil?den nefret ediyorum ama Abdullah bin Sebe yönetecek olursa onu desteklerim demek gibi bir şeydir referanduma evet demek. Biri jakoben diğeri demokrat; zalim aynı zalim, zulüm aynı zulüm. Müslümanlar kendi siyasetlerini yürütecek hikmet ve basiretleri kuşanmak zorundadırlar. Adalet müslüman için vazgeçilmez bir unsur olmalıdır. Adalet, birşeye taraf olmaktan ziyade olması gereken yerde durmak ve olması gereken şeye şahitlik etmektir. Allah tevhidi anlatırken birden fazla efendiye kölelik yapan adamın örneğiyle tekbir efendiye hizmet eden adamın örneğini verir ve hangisi daha iyi konumdadır diye sorar. Müslümanları tek olarak kulluğa davet eder. Adil olanın bu olduğunu defaatle ilan eder. Ve müminlerin siyasetinde tevhid ve adaletin hakim olmasını ister. Oysa müslümanlar adaletten daha ziyade cemaat önderlerinin kanaatini kendilerine ilke edinmektedirler. Son mavi marmara gemisinde yaşanan olayların akabinde F. Gülen?in açıklamasının ardına ?U? dönüşü yapan nurcular gibi. Oysa birey vahyi sorumluluğunu bir başkasına havale edemez. Vahiyle ilişkisi sürekli ve diri olmalıdır. Bu senin kanaatin midir yoksa vahyin sözü müdür sorusunu tıpkı ashabın resule sorduğu gibi bu günün cemaat mensupları liderlerine sormalıdır. Müslümanın siyasi duruşunun netleşmesi için tevhidi duruşunun netleşmesi gereklidir. Ne var ki vahiyle olan ilişki yaşam düzeyinde diri tutulmayıp enetellektüel düzeyde tutulduğundan fildişi kulelerine hapsolanlarca tevhidi duruş giderek yerini şirke bırakmaktadır. Artık Allah?ı yaşamın içinden alıp göklere taşıdığınızda siyasi duruşta adalet ilkesi kalkmakta yerini pragmatizm almaktadır. Artık nitelik değerini kaybetmekte yerini nicelik düşüncesi almaktadır. Az ama otoriteyi sarsacak kadar dirayetli nitelikli bireyler yerine sürü mantığıyla güdülen niteliksiz kalabalıkları oluşturarak sistemin içinde kendine bir alan açma mücadelesi verenler elbette onurlu bir siyaset üretemeyeceklerdir. Teslimiyetçi, uzlaşmacı bir siyasetle zalimin zulmüne destek olmaktan başkaca bir iş yapmayacak/yapamayacaklardır. Müslümanlar, yaşadığı çağı vahyin penceresinden bakarak değerlendirmekle yükümlüdürler. Hayatı, yaratan Rabb?in adıyla okuyup kendini ona koşulsuz teslim eden bir anlayışla yaşamına yön vermelidirler. Mücadele süreci ne kadar uzun ya da ne kadar kısa olduğu önemli olmaksızın sadece tevhidi bir düzlem içinde olunup olunmadığı dikkate alınarak bir siyaset takip edilmelidir. Bu siyeset tek kişiyle dahi yapılıyor olsa ve her türlü zulüm, baskı reva görülüyor olsa da ya da azıcık sen taviz ver azıcıkta biz taviz verelim mantığıyla asimilasyon uygulanıyor olsa da Bilal gibi ?ehad? diyerek yola devam etmek gerekiyor. Bugün müslümanların en çok ihtiyacı olan şey sağa sola savrulmadan tevhidi bütünlük içerisinde mevzilerini koruyabilmektir. Bu savrulma sürecinde mevzi kazanmak adına mevzisini terkedenler bilmelidirler ki Allah mevzisini terkedenleri giderir yerine yepyeni bir halk getirir ve bunu yapmaya muktedirdir. ?Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.? (9/38) ?Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben benimle gönderilenleri size tebliğ ettim. Rabbim dilerse sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz? (11/57)

BÜNYAMİN ZERAN / iktibas dergisi
]]>
ümmü ubeyde http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17227
Gülümse Anne - fon http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17226&goto=newpost Mon, 06 Sep 2010 11:50:19 GMT *Gülümse anne - fon* http://www.fileden.com/files/2008/7/29/2024938/Gulumse_Anne.mp3
Gülümse anne - fon


]]>
Enstrümental Müzik Dinletileri byabdullah http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17226
<![CDATA[KPSS Osmanlı Tarihi]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17225&goto=newpost Mon, 06 Sep 2010 10:19:17 GMT
Beraber Kpss'ye çalışalım istedim

Osmanlılarda geliri padişaha ve divan üyelerine bırakılan toprak çeşidi hangisidir?
]]>
http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17225
<![CDATA[Gülfeşan'ımızın Yeni Teması Hayırlı Olsun!]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17224&goto=newpost Sun, 05 Sep 2010 23:38:40 GMT
Es'Selamun Aleyküm değerli kardeşlerim,


Forumumuz büyük uğraşlar sonucu yeni temasını yayına almıştır. Artık genel tema olarak ayarlanmış olan temayı (Zeki Prostil) seçeneklerinizden de seçebilir, eskisi ile değiştirebilirsiniz.


İlk karşılaşacağınız farklılık tema renk ve görüntüsü olacak. Eskisine nazaran ferah bir görüntüsü var. Anasayfada profilinizde yer alan albüm kısmında yaptığınız paylaşımlar yer alıyor.

Profil mesajları, sosyal gruplar ve kısayollar ile zenginleşmiş bir yüz ile Gülfeşan Allah'ın izni ile yoluna devam ediyor. Profilinize uğrayanlar size mesaj bırakabilir, albümlerinizi görüp yorum yapabilir ve sosyal grup/arkadaş listelerinizi görüp paylaşımlarını genişletebilir. Profil alanınızı dilediğiniz şekle sokarak daha eğlenceli ve kullanışlı hale getirebilirsiniz.


Tema hakkında herhangi bir sorununuz olursa bizlere bu başlık altından veya özel mesaj ile ulaşabilirsiniz. Malumunuz yeni olan temanın düzene girmesi zaman alabilir bunu hep birlikte sağlam bir zemine oturtacağımızı temenni ediyoruz.


Tema için büyük uğraşlar veren EBBEDULLAH abiye de hayır yolunda olan emeklerinden ötürü teşekkürlerimizi sunuyorum(Forum adına)...

Temamız hayırlı mübarek olsun inşaAllah....:smile_012:

-Gülfeşan Yönetimi-
]]>
http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17224
<![CDATA[Kapitalizm İçin İftar Vakti]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17223&goto=newpost Sun, 05 Sep 2010 22:55:00 GMT
Kapitalizm İçin İftar Vakti
Samed Kahraman

Mübarek Ramazan ayına kavuşmamızla beraber, sistemin en büyük silahlarından biri olan iletişim araçları da bir süreliğine "mod" değiştirmeye başladı. Televizyonlarda, radyolarda ramazan ve din merkezli tüketime yönelik teşvik sınırları zorluyor...

Evinizde televizyonunuz varsa açıp sadece değişen reklamları izleyin. Tüketim toplumunu, egemen sermayenin inancı bile kullanarak nasıl sömürdüğüne rahatlıkla şâhit olabileceksiniz. Filistinde işgalci terörist devletin donanmasına alenen maddi yardımda bulunduğunu açıklayan ve bundan zerre gocunmayan bir kola şirketi bile ramazan ayı çerçevesinde reklamlarına dini argüman ve sembolleri sokarak, muhafazakar insanları da şiddetle tüketime zorluyor. 'Hayatın Tadı' sloganıyla, tüm reklamlarında son derece serkeş, sorumsuz, freestyle bir gençlik modeli çizen firma, ramazanda bildiğimiz aile olgusunun ve birlik beraberliğin ön planda tutulduğu reklamlar işliyor.

Sadece kola firması değil, birçok firma toplumu tüketime zorlarken ramazanı ve bu zamanı/süreci bir velinimet olarak görüyor. Gazetelerin 30 kuponla verdiği Elmalılı Hamdi Yazır Meallerinden tutun margarin reklamlarının "ramazan sofralarınıza lezzet katın" sloganına kadar net bir sömürü hissedilmekte. Her sene Kapitalist Sistemin kitleyi tüketime zorlarken, ramazan sürecinde seçtiği argümanların ve pazarlama stratejisi sloganlarının daha iğrençleştiğini ve komikleştiğini görebiliyoruz. Artık benzin istasyonları bile reklamlarında ramazanı kullanmaya başladı. İlerleyen senelerde, Ramazana özel okunmuş petrol, hemen gelin Oruç Baba türbesine bizim petrolün kurşunsuz benziniyle de çabucak gidin gibi absürd sloganlar görürsek şaşırmayalım.

Tek sorun iletişimcilerin din merkezli sömürü stratejileri değil. Ramazan ayının özündeki nihayetini farklı algılatma(!) gayesi. Ramazan ayının gayelerinden biri, boğazdaki yalısında kuş sütünün bile eksik olmadığı sofrasıyla iftar açan bir zengin ile, inşaatta işini yeni bitirmiş bir amelenin domates, biber ve peynir ile açtığı iftar arasındaki farkı sorgulatmaktır insanlığa. Ama ne gariptir ki, televizyonlarımızda daha ramazanın ilk haftasında yine klasikleşmiş: 'Zonguldak'taki Maden İşçileri Yerin Bilmemkaç Metre Altında İftar Açtı!" başlığı altında yayınlanan haberlerle bizlere Ramazanı kültürel bir gelenek olarak yedirtmeye zorluyorlar. Mevzu Zonguldak'ta yerin metreler altında iftarını alnındaki terinin ekmeğine damlamasıyla açan işçiyi hatırlamak değil, mevzu o işçinin neden pahalı iftar sofralarında belki de ömür boyu iftar açamayacak olmasını sorgulamaktır. Ama kitle iletişim araçlarının, sürekli sınıflı toplumun her daim vârolacağının propagandasını yaparmış gibi bir yayın politikası izlemesi tamamen ramazanı istismar ederek kendi sistemlerinin paradigmal çizgilerini müdafaa ettiklerinin açık göstergesi.

Şu gerçeği kabul etmemiz gerekir. Şuan egemenlerin küresel anlamda tüm dünyayı yönettiği bir enternasyonel sistem var. Ekonomik olarak Kapitalizmi kuşanmış bir sistem. Bu sistem de lokal anlamda ülkelerde farklı isimlerle yer buluyor. Her ulus devletin bir dini var. Aslında yeryüzündeki tüm devletler, din devletleri. Para, Güç, Sınırlara Bağlılık, Otorite bu ulus devletlerin dinlerinin imâni şartları. Ve sahip oldukları jeopolitiğin yaygın inançlarını/dinlerini de kendi dinleri içine kültürel etkinlik mantığıyla entegre ediyorlar. Ramazan daha doğrusu oruç dinsel bir ritüeldir ve tarihi binyıllara dayanır. Sadece İslam'da değil birçok diğer dinlerde de mevcuttur. Fakat sistemler oruç/ramazan gibi nitelikli ritüelleri bile kendi paradigmal çizgileri üzerinden halka yontmaya çalışıyor. Burjuvazi ve ezilen sınıfın iftarlarına konuk olan sistemin yayın araçları, bakın siz bir aylığına ne kadar mutlusunuz, herkez oruç tutuyor zenginde fakirde diye saçma sapan bir propaganda yapıyor. Her ramazanın başı "Oruç Baba Türbesinde İzdiham" haberini kısırdöngü gibi tekrar eden sistemin yayın araçları, aslında kendi dinlerinin ve yine medyalarından misyonerliklerini yaptıkları şirk dinlerinin propagandasını yapıyorlar. Siz bu kadar salaksınız ahali. Her Ramazan'ı bir taş yığınının ortasında sirke ekmek ile açıyorsunuz. O kadar salaksınız ki ramazan ayına özel margarin yağlar üretiyoruz siz de tüketiyorsunuz. O kadar salaksınız ki ramazanın sadece bir sükut değil içten içte bir isyan ayı olduğunu bilmiyorsunuz. Biraz düşünün, biraz düşünün ve tekrar düşünün. Nedir bu denli uçurumların farkı. Neden evine zor ekmek götüren bir baba var ve neden hergün çöpe yemek döken insanlar olmak zorunda. Obeziteden ölme riski taşıyan hastaların olduğu dünyada, afrikada yiyecek ot dahi bulamayan insanların olduğunu göremeyecek kadar salak mısınız?

Ramazan: Allah'ın insanlığa iyiliği ve kötülüğü ayırdığı kutsal kitap Kuran-ı Kerim'in indirdiği aydır. Allah'ın hala insanlığa dair umudu var. Eğer Allah insanlardan ümidini kesseydi yeni bir çocuk dünyaya gelmezdi diyor ya üstâd.. Aynen öyle..Allah bize karşı umudunu sağ tutarken; İyiliğin ve kötülüğün ayrıldığı Kuran'ın indiği bu ayda, oruç tutarak yüreklerimizin kirli ve puslu tüm yerlerini temizleyelim. Dostu ve düşmanı ayıralım. Sofralarımız bir olsun. 'Zengini de fakiri de aynı sofrada birleşti bak' diyenlere; "Gün gelecek zenginin ve fakirin olmadığı toplumda devasa sofralar kuracağız ve aç bir kişiyi dahi bırakmayacağız" diyelim haykırarak. İşte o zaman Kuran'ın indiği bu mukaddes ayda, bin geceden daha hayırlı olan Kadir gecesinin olduğu bu ayda, Kuran'ı ve Ramazanı anlamış oluruz.

Kapitalizmin sömürücü, din istismarcısı tavrına karşılık, sınıfsız bir toplum hayali kurarak sofralarımızda kardeşlik çağrıları yapalım. Alemlerin tek bir Rabbi var. Bu Rabbin adı ne para ne güç ne de otorite. O'ndan başkasını sofranıza konuk etmeyin. O'ndan başkasının adını sofranızda anmayın. Yaradan, ramazanımızı tüm insanlığa hayra vesile olabilecek günlerden eylesin...
]]>
EnSaR http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17223
<![CDATA[Fikrimin İnce Gülü]]> http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17222&goto=newpost Sun, 05 Sep 2010 21:05:29 GMT http://www.desenblog.com/mp3/20100124171510.mp3
]]>
Enstrümental Müzik Dinletileri http://www.gulfesan.com/showthread.php?t=17222